Trafik sigortası, motorlu araç işletenlerin üçüncü şahıslara verebilecekleri maddi ve bedeni zararları güvence altına alan zorunlu bir sigorta türüdür. Bu sigortanın temel işlevi, kazalarda mağdurların mağduriyetini gidermek olsa da, sigorta şirketleri için yönetilmesi gereken kritik bir finansal durumu da beraberinde getirir: Hasar Oranı.
Hasar oranı ise, sigorta şirketinin topladığı prim gelirlerinin ne kadarlık bir kısmını gerçekleşen tazminat ödemeleri ve karşılıkları için ayırmak zorunda kaldığını gösteren önemli bir göstergedir. Bu oran, sigorta şirketlerinin verimliliğini, fiyatlandırma stratejilerinin doğruluğunu ve genel kârlılığını ifade eder. Ayrıca, düzenleyici kurum olan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tarife belirleme ve fiyatlandırma politikalarını oluşturmasında esas veri olarak değerlendirilir.
Hasar Oranının Tanımı ve Hesaplaması
Sigorta terminolojisinde hasar oranı, sigortacılık faaliyetlerinin maliyet yönetim performansını ölçen en önemli göstergelerden biridir. Temelde sigorta şirketinin elde ettiği prim gelirlerinin ne kadarlık bir bölümünün gerçekleşen hasar ödemeleri ve henüz sonuçlanmamış, fakat beklenen hasar karşılıkları için kullanıldığını ölçmektedir. Finansal perspektiften bakıldığında ise hasar oranı; sigorta şirketinin ana gelir kaynağı primlerini yine ana gider kalemi olan hasar yükümlülükleri ile karşılaştırmaya olanak tanımaktadır.
Hasar oranının hesaplanmasında genelde şu formül kullanılmaktadır: Gerçekleşen Hasar ve Giderler Toplamı / Tahakkuk Eden Prim Gelirleri. Bu noktada dikkat edilmesi gereken ise; hasarın yalnızca ödenen tutarı değil, aynı zamanda sigorta döneminde gerçekleşmiş, fakat henüz inceleme süreci tamamlanmamış olan hasarların karşılıklarının da hesaba dâhil edilmesidir. Bu ise, oranın gelecekteki maliyetleri de öngörmesini sağlamaktadır.
Hasar Oranının Şirket Karlılığı ve Fiyatlandırmaya Etkisi
Hasar oranı, sigorta şirketlerinin kârlılığını belirleyen esas faktördür. Eğer hasar oranı yüksek ise, bu durumda şirketin tahsil ettiği primlerin hasar maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığı anlamına gelir. Örnek olarak bir sigorta şirketinin hasar oranı %90 ise, topladığı her 100 birim primin 90 birimi hasar ödemelerine ayrıldığı anlamına gelir. Geriye kalan %10 ise, sigorta şirketinin kârını oluşturur. Ancak bu payın içerisinden yönetim giderleri, satış komisyonları ve diğer giderlerin de karşılanması gerekir ki bu durum; yüksek oranların zarara yol açma riskini artırdığını gösterir. Düşük hasar oranı ise, sigorta şirketinin primlerini doğru fiyatlandırdığını ve maliyetlerini doğru yönettiğini ifade eder.
Trafik sigortası gibi zorunlu sigortalarda Hazine ve Maliye Bakanlığı düzenlemeleri hasar oranını yakından takip eder. Bakanlık sektör genelindeki ortalama hasar oranlarını ve teknik kârlılık seviyelerini baz alarak yeni prim tarifelerini belirler. Eğer sektör genelinde hasar oranı beklenenden yüksek çıkarsa, bu durum tarifelerin yetersiz olduğu anlamına gelir ve bakanlık prim artışı yoluna gidebilir. Tersine, oranın düşük olması durumunda fiyat indirimleri gündeme gelebilir. Bu nedenle hasar oranı, sadece şirketin değil, tüm pazarın fiyatlama mekanizmasını doğrudan etkileyen makroekonomik bir veridir.
Farklı Hasar Türlerinin Orana Yansıması
Trafik sigortasında hasar oranı unsurunu etkileyen faktörler çeşitlidir. Maddi hasarlar genellikle daha hızlı sonuçlanıp ödense de bedeni hasarlar ve sürekli sakatlık durumları uzun yıllar süren tedavi ve tazminat ödemeleri gerektirebilir. Bu durum, özellikle büyük hasar tazminatlarının birikimli olarak şirketin bilançosuna yüklenmesine neden olarak uzun vadede hasar oranını manipüle edebilir. Örneğin, büyük bir zincirleme kazanın maliyetinin tek bir dönemde muhasebeleştirilmesi, o dönemin hasar oranını yükseltebilir.