DASK Teminat Limitinin Belirlenmesi

DASK, yani Zorunlu Deprem Sigortası, Türkiye gibi deprem riski yüksek bir coğrafyada yaşamsal bir güvence mekanizması olarak işlev görür. Bu sigorta, binaların piyasa değerlerini veya arsa paylarını değil, yalnızca yapıların yeniden inşa maliyetlerini esas alarak tazminat ödemesi yapar. DASK teminat limiti belirlenmesi süreci sigortanın temel amacını ve finansal sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen kritik bir unsurdur.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından poliçe sahiplerine ödenebilecek azami tazminat miktarı, bu limit ile sınırlandırılmıştır. Bu limitin şeffaf ve güncel bir şekilde belirlenmesi, deprem sonrası mağduriyetlerin azaltılması açısından büyük önem taşır.

Teminat Limitinin Temelini Oluşturan Yeniden İnşa Maliyeti

DASK poliçelerinin en belirgin özelliği, tazminatın hesaplanma metodolojisidir. Piyasa değeri, konutun bulunduğu lokasyon, sosyal çevresi veya güncel emlak trendleri gibi dış faktörlere bağlıyken, DASK tamamen teknik bir yaklaşımla, yani sadece yapının yeniden inşa edilme maliyetini baz alır. Bu maliyet hesaplaması kullanılan malzemelerin (demir, çimento, tuğla vb.) güncel birim fiyatları ile işçilik bedellerini kapsar.

Bu yaklaşımın temel mantığı ise devletin finansal yükünü deprem sonrası tek başına üstlenmesini önlemek ve sigorta prensiplerine uygun olarak hasarın teknik karşılığını finanse etmektir. Bu sistem sayesinde deprem sonrası vatandaşın temel barınma hakkının güvence altına alınması hedeflenir.

Limitlerin Yıllık Güncellenme Mekanizması

DASK teminat limitleri sabit değildir; her yıl güncellenmek zorundadır. Bu güncelleme süreci ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ilan edilen güncel yapı birim maliyetlerine endekslenir. İnşaat sektöründeki enflasyon, malzeme fiyatlarındaki artışlar ve işçilik maliyetlerindeki değişimler doğrudan bu limitleri etkiler. Örneğin, bir yıl demir fiyatlarının ciddi oranda artması, bir sonraki yılın DASK teminat limitlerinin yükselmesini gerektirir.

Bu endeksleme poliçenin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önlemeyi amaçlar. Ancak, güncellemelerin zamanlaması ve artış oranları bazen gerçek inşaat maliyetlerinin gerisinde kalabilir, bu da sigortalıların eksik teminat riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Eğer bir bina güncel DASK limiti olan 500 bin TL’nin üzerinde bir maliyetle yeniden inşa edilecekse, aradaki fark sigortalı tarafından karşılanmak zorundadır.

Limitlerin Belirlenmesindeki Zorluklar ve Eksik Sigorta Riski

Teminat limitinin belirlenmesindeki temel zorluk; dinamik olan inşaat maliyetleri ile düzenleyici kurumun açıkladığı sabit limit arasındaki zaman farkıdır. Sigortalılar genellikle poliçeyi satın alırken evin emlak değerini baz alarak yetersiz teminat seçme eğilimine girebilirler. Örneğin, lüks bir yapı için piyasa değeri birkaç milyon TL iken, poliçeye düşük bir teminat limiti (örneğin, bir milyon TL) girildiğinde, hasar durumunda ödenecek miktar yine sadece poliçede yazan limit kadar olacaktır.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu bu teminat limitlerinin üzerindeki zararları kesinlikle karşılamaz. Bu durum, özellikle büyük şehirlerdeki yüksek yapılaşma maliyetleri göz önüne alındığında sigortalıların deprem sonrası finansal olarak ciddi açıklar vermesine yol açabilmektedir. Bu eksik sigorta durumu, sistemin amaçladığı tam korumayı sağlamasının önündeki en büyük engel olarak kabul edilir.

Sonuç

DASK teminat limitinin belirlenmesi, yeniden inşa maliyetlerine dayalı teknik bir hesaplama üzerine kuruludur ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın belirlediği yıllık güncellemelerle sürdürülür. Bu mekanizma, devletin yükünü hafifletirken vatandaşın barınma güvencesini sağlamayı amaçlar. Ancak, limitlerin güncel inşaat maliyetlerini tam olarak yansıtıp yansıtmadığı, sigortalıların poliçe yenileme aşamasında doğru ve yeterli teminatı seçip seçmediği, sistemin etkinliği açısından sürekli takip edilmesi gereken kritik noktalardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir